• Değerli fotoğraf severler 2022 yılı sizlere daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamınızda güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep sizlerle olsun. Yeni yılın size ve tüm sevdiklerinize sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dileğiyle. Işığınız bol olsun... Birkarefotoğraf Ekibi.

Analog ve digital fotoğraf makineleri

birkarefotograf

Administrator
Yönetici
lubitel166u.png


ANALOG VE DİGİTAL FOTOĞRAF MAKİNELERİ


İlk dersimizde Compact ve SLR makineleri aralarındaki farklardan , avantaj ve dezavantajlarından bahsetmeye çalışmıştık. Bu ikinci derste ise önemli başka bir ayrımdan, Analog – Digital(Sayısal) ayırımından bahsetmeye çalışacağım.
İFSAK Temel Fotoğraf Seminerlerimizin 2. haftalarının sonunda, biz İFSAK eğitim birimi olarak kursiyer arkadaşlarımıza “Serbest Kürsü” adı altında bir ekstra hizmet vermekteyiz. Bu Serbest Kürsü toplantımızın içeriğinde genelde o günkü koşullarda piyasada olan fotoğraf makınalarından, objektiflerden, sehpalardan ve diğer ekipmandan bahsederek, seminerimize yeni başlayan dostlarımızdan henüz fotoğraf makınesi satın almamış olanların kendi ihtiyaçlarına göre en uygun makına setine ulaşmaları için doğru kararı vermeleri adına elimizden gelen bilgi aktarımını yapıyoruz. Bu toplantılarda genelde şu aralar en yoğun sorulan soru ise:
“Digital makıne mı almalıyım, Analog (film üzerine kayıt yapan, film kullanan) makıne mi?
Böyle bir soruya cevap vermek takdir edersiniz ki biraz kişisel ihtiyaçların bilinmesi ile doğru orantılıdır. Şunu unutmamak gerekir ki, özellikle fotoğrafta, kesin, belirli, sabit reçeteler yoktur. İhtiyaçlar vardır, ilgili olunan alanlar vardır, eğilimler vardır ve bunlara karşılık gelen “kişisel” doğrular (veya doğruya yakınlıklar) vardır..
Sizin için doğru olana siz karar vereceksiniz. Ama hangi kriterleri düşünmeli, hangi aşamalardan geçmeli, nelere dikkat etmelisiniz. Kendi bilgim ve tecrübem ışığında, ben sizlere zaman içinde “kendi yolumu” anlatmaya çalışacağım. Ama unutmamalıdır ki, bu yol, ve bu seçimler “hakan hatay” için doğrudur, sizler için yanlış olabilir.
Her zaman dile getirmekten hoşlandığım bir cümle var; “fotoğraf damak tadına bağlıdır” .. Herkesin damak tadı farklıdır. Bir başkasının seçimlerinden ancak kendinize dair belirlemeler çıkartmalı, ve kendi damak tadınıza, kendi düşündüğünüz “fotoğrafik serüveninize” uygun kararlar vermelisiniz.
Analog (film kullanan) makınala üzerinde şimdilik fazla durmayacağım. Önce yeni gelen teknoloji ile ilgili biraz konuşalım. Yani Digital ya da sayısal teknolji. Bu konuda İFSAK Temel fotoğraf Semineri Ders notlarına bir göz atalım beraber:

DİGİTAL (SAYISAL) FOTOĞRAF MAKINELERİ

nikon_d300.jpg

Temel görüntü oluşturma ve sınıflandrıma olarak analog fotoğraf makinelerinden farklı olmayan, ancak görüntü kayıt etme sistemi olarak farklı çalışan bu fotoğraf makinelerinin en büyük özelliği fotoğraf filmini ortadan kaldırılmasıdır. Diğer önemli bir özelliği ise , çekimden sonra arkasındaki ekrandan çektiğimiz görüntüyü (küçük boyutta da olsa) hemen görebilmemizdir. Bu makınalarda , objektifden giren ışınlar direkt olarak CCD / CMOS yongaya (aklgılayıcıya, sensöre) gelir. Buradan digital ortama aktarılan görüntü işlenerek belleğe kayıt edilir. Bu makınelerin fotoğraf depolama kapasitesi , kulandıkları bellek kartlarının büyüklüğüne ve fotoğrafların hangi çözünürlükte çekildiğine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bellek kartlarındaki görüntüler bilgisayar ortamına aktarılarak bilgisayarın sabit diskıne veya DVD , CD gibi kayıt araçlarında saklanabilir
DİJİTAL GÖRÜNTÜ NASIL OLUŞUR?
Digital görüntü piksellerden ya da basit bir dille noktalardan oluşur. Piksel sözcüğü ingilizcede “picture cell” (resim hücresi) sözcüklerinin birleştirilmesinden elde edilmiştir. Her pikselin 2 tabanlı bir sayı ile tanımlanan bir renk değeri vardır. Basitçe, bir bitlik bir resim 1 ve 0 lardan oluşlan (açık/kapalı) bir dizi pikselden oluşur ve elde edilen renkler yanlızca siyah ve beyaz olur. Renkli digital görüntülerde her bir piksel için 24 bit kullanılır ,böylece ana renkler olan kırmızı , yeşil ve mavi için 8 er parçalı (8 bitlik) 3 bölüm oluşturulur. Görüntünün boyutları enine ve boyuna bulunan piksellerin sayısıyla belirlenir. Görüntünün tamamında bulunan piksel sayısı , bu piksellerin birbiriyle çarpılmasıyla ortaya çıkan kadardır. Örneğin 640 x 480 piksellik bir görüntüde toplam 307,200 piksel vardır ve her bir pikselin rengi 24 bitlik bir sayı ile tanımlanır.
DİJİTAL GÖRÜNTÜ NASIL SABİTLENİR?
Fotoğraf makinesinin objektifinden geçen ışık bir çeşit silikon yonga olan algılayıcıya gelir. Günümüzde bu algılayıcılar ;
- CCD (Charge–Coupled-Device)
- CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor)
Olarak iki tip üretilmektedir.
CMOS algılayıcılar pil kullanımında sağladıkları bir miktar tasarrufa rağmen, görüntü kalitesindeki üstünlük CCD algılayıcılarından yanadır, ve günümüzde ileri amatör ve profesyonel fotoğraf makınelerinde CCD kullanılmaktadır.
CCD teknolojisindeki yaklaşım, uygulamada, özellikle amatör sayısal fotoğraf makineleri söz konusu olduğunda iki önemli olumsuzluk getiriyor. Yüksek maliyetli oluşları ve hızlı pil tüketmeleri. Bu olumsuzlukları ortadan kaldıran daha yeni bir görüntüleme yongası tipi olan CMOS’lar üzerinde öncü çalışmaları 1990 ‘larda NASA yapmış ve ilk ticari ürünler 1998’den itibaren Pazar bulmaya başlamıştır. CMOS’lar ileri uygulamalarda henüz CCD ler kadar başarılı sonuçlar vermese de , düşük beklentili amatör uygulamalarda henüz CCD’nin 10’da birine kadar inen fiyatları ve 100 kez düşük enerji tüketimleri nedeniyle özellikle basit amatör makinalarda tercih edilmektedirler. CCD’ler tümüyle bu alana özgü üretim yöntemleri gerektiriyorken, CMOS’lar , günümüzde yonga üretiminin %90’ını oluşturan temel tekniklerle, genel tesislerde üretilebiliyorlar..
CCD lerin neden CMOS lara oranla pahalı olduklarına basit bir örnekle cevap verebiliriz, üretilen 100 CCD nin 96 ‘sı kalite konrtolde takılıp ıskartaya ayrılırken, bu oran CMOS ‘larda 88 civarındadır. Bu üretimden gelen zorluklardan doğan ıskarta oranı, CCD’leri CMOS’larla kıyasladıımızda çok daha pahalı bir hale getirmektedir. Ama teknik performansları kıyaslandığında, ileri amatör ve pofesyonel uygulamalar için üretilen DSLR (Digital Single Lens Reflex) makınalarda CMOS lasrdan pahalı olmalarına rağmen, CCD lerden vazgeçilememektedir. Bu nedenle, şu anda piyasada satılan DSLR makıneler, bu üretim sorunları aşlıdığında çok daha ucuza biz tüketicilere ulaştırılabilecektir. Teknolojinin ve piyasa sisteminin özünde olan genel kural DSLR makınalar için de geçerlidir. Teknolojiye erken sahip olup kullanmak isteyenler, fazla para ödeyerek bu “önceliklerinin” bedelini öderler ve bekleyebilenler ilerde daha ucuz makınaların üretilmesi için fon sağlamış olurlar..

Algılayıcılar her ne kadar üreticileri aksini iddia etseler de , tam olarak broşürlerde konan değerlerde , örneğin 3 megapiksel vb, algılama yapamazlar. Daha önce de belirtildiği gibi algılayıcının kendisi renksiz yapıdadır ve renkli görüntü elde etmek için renk filtrelerine ihtiyaç vardır. İşte bu noktada “dinamık işlem aralığı” gibi bir kavram ortaya çıkar.( yani algılayıcıların her bir pikselde algıladıkları renk derinliği ) Kısaca, algılayıcının üzerinde 3 megapiksellik bir donanım olabilir ancak arada kullanılan renk filtreleri nedeniyle bu kapasite düşer. Profesyonel veya gelişmiş tip digital makinelerde daha yüksel bir dinamık işlem aralığı vardır.
DİGİTAL MAKINALARDA SEÇİMİ BELİRLEYEN UNSURLAR
1) Piksel sayısı: Digital fotoğraf makinası seçiminde yapılan en yaygın hata görüntü kalitesi için en önemli göstergenin piksel sayısı olduğunu düşünmektir. Oysa piksel sayısı artışı daha büyük baskılar yapabilmeye olanak sağlar ve doğrudan kaliteyi belirleyen bir unsur değildir.
Fotoğraf makınasının piksel değeri ile ulaşılabilecek maksımum baskı boyutunu hesaplamak kolaydır. Öncelikle bilmemiz gereken makınanın kaç Megapiksel olduğu ve bu piksellerin algılayıcıda yatayda ve dikeyde nasıl sıralandığıdır.
Örneğin: 5 MP lik (5,000,000 piksel) makınamızda 2560 piksel en, 1920 piksel boy ölçüsü varsa,
150 ppm baskı kalitesinde ;(ppm: pixel per inch)
2560 / 150= 17,06 cm
1920 / 150 = 12,8 cm
Yani 5 Mp lik makınamız fotoğraf kalıtesindeki baskısı en fazla 17,06 cm x 12,8 cm dir.
Eğer görüntümüz matbaa kalitesinde baskıya girecekse, bu kez 150 ppm yerine 300 ppm değerine başvurmamız gerekir.
2560 / 300= 8,5 cm
1920 / 300 = 6,4 cm..
Yani matbaa kalitesinde bir baskı için 5 MP lik makınamızla ulaşabileceğimiz maksimum baskı boyutu 8,5 cm X 6,4 cm dir.
Analog / digital makine karşılaştırması yaparken , kimyasal film / CCD karşılaştırmasını yapmak kaçınılmaz. Günümüz teknolojisinde SLR digital fotoğraf maknaları 24 mm X 36 mm algılayıcıları ve 14 MP çözünürlükleriyle bir hayli yol aldılar. Ancak pek çok araştırmacı , kimyasal filmin ürettiği çözünürlüğün sayısal karşılığının (35 mm formatı için) en az 24 MP olduğunu söylüyor. Ayrıca filmin renk derinliği söz konusu olduğunda hala digitalden çok üstün olduğu genel bir kabuldür. Ancak zaten kendisi teknolojik bir ürün olan fotoğraf makınasında çok kısa zamanda bir digital devrim gözüküyor.
(NOT: Genelde ppm ile dpi karıştırılır.. Bu ayırıma dikkat etmek gerekir.. Fotoğraf kalitesi 150ppm , baskı kalitesi 300 ppm dir. Ancak sanki baskı kalitesi 300 dpi mış gibi algılanır çoğu zaman. Ppm, ile dpi ayrı tanımlamalardır.
PPM ; pixel per inch, iken,
DPİ: dot per inch demektir.
(Ppi = 8 veya 9 dpi) a eşittir.Bizim bilgisayar monitörlerimizin çözünürlüğü 72 ppi civarındadır.) (Çözünürlük: Birim uzunluktaki pixel sayısı)

2) Algılayıcı Teknolojisi: CCD algılayıcıların renklendirme teknolojisi ve algılayıcı boyutu kaliteyi belirleyen temel unsurlardır.
3) Objektif kalitesi: Kaliteli objektif seçimi ister digital olsun, ister analog olsun tüm fotoğraf makınaları için çok önemli bir unsurdur. Objektifin aydınlanabilme yeteneği, (diyaframın açılabililiği en büyük f değeri), odak uzunluğu, malzeme çeşidi, ve bağımsız kurumlarca yapılan görüntü testleri dikkate alınmalıdır.

Evet, bu ana kadar hala okumaya inatla devam eden dostlardan sanki şu soruyu duyar gibiyim:
“Peki iyi hoş da digital mı alalım analog mu? Ona cevap vermediniz.”
İşte dersin başında biraz bahsetmeye çalıştığım konu ile karşı karşıyayız şu an. Tek bir doğru yok. 2 ana farklı seçenek var önümüzde, eskiden gelen, ulaştığı kimyasal gelişmede bizlere oldukça yüksek çözünürlükler sağlayan (20 milyon, hatta 30 milyon piksellik) filmlerle mi devam edeceğiz (veya başlayacağız) fotoğrafik serüvenimize, yoksa yeni teknolojiye , ve “sayısal devrime” adapte olup digital fotoğraf üreticileri mi olacağız?
Aslında buna karar vermeden önce, keşke ilk olarak fotoğrafı öğrenebilsek ve ilerde geldiğimiz noktada bir fotoğraf makınası satın alabilsek. Ama fotoğraf makınasız öğrenilmez. Bu nedenle yeni gireceğimiz bu alanda daha yeterince bilgi sahibi olmadan ve kendi eğilimlerimizi tanımadan bir karar vermek ve bir makına almak zorunda kalıyoruz.
Burada bizim genelde tavsiyemiz, eğer elimizde varsa, eski yeni, her türlü (özellikle SLR) makınaları değerlendirmek, ve ilerisi için karar verebilecek aşamaya gelene kadar, ekipmana büyük yatırımlar yapmamak. Yani sanırım en az zarar verici çözüm az paralarla, ucuz makınalarla, veya mümkünse ödünç alarak bir süre fotoğrafla uğraşmak ve kendi kararlarımızı verebilecek aşamaya gelince kendimize güzel bir fotoğraf makınası çantası oluşturmak. Evet bir politikacı gibi hiç birşey söylemeden çok konuşmaya çalıştım. Umarım başarılı olmuşumdur..
Son söz olarak şunu söylemek istiyorum, genelde fotoğrafla uğraşanlar iyi bilir ki, fotoğrafik ekipman satın alırken , elimizdeki bütçenin büyük bir kısmını objektife yatırmak, kaliteli ve yüksek performanslı objektif (ler) satın almak , çok kaliteli ve bir çok üstün özelliği olan bir makına ( Body) ile kalitesiz bir objektif satın almaktan uzun vadede çok daha “az zararlı” bir yatırımdır. Sonuçta fotoğrafı bize gösteren gözümüz objektiftir. Gözümüz ne kadar iyi ise, sonuç o denli keskin olur. İşin kayıt etme kısmı, algılama kısmı kadar önemli değildir. (Belirli bir seviyenin üzerindeki makınalar karşılaştırıldığında, aralarındaki fark kaliteli objektiflerle kalitesiz objektifler arasındaki fark kadar dramatik değilidir).
Saygılarımla
HAKAN HATAY
 
Üst